
Uğruyordum bazen. Okuyordum yazanları ve yazılanları. Öyle hoş yazılar oluyordu ki tekrar tekrar okuyordum.
Heveslendim sanırım... "Neden ben de yazmayayım?" dedim sessizce.
Suskundum oysa... Ya da suskunluk görevi yüklemiştim ruhuma.
Yazmak, susmayı terk mi idi ki?
Sanmam...
Susarak da haykırılıp çığlıklar atılabilirdi.
Yazarak suskunluğa karar verdim ben de...
Buradayım... Müstakbel ama henüz tanışmadığım dostlarımın arasındayım.
Ve galiba mutluyum...
3 yorum:
Bende suskunluğumu yazılarıma dökenim. Gerçek anlamda da suskunumdur, sessizimdir.
Yazmak...
Hayatta ki tek zevk aldığım meşgale benim için. İkinci olarakda okumak, bloglarda gezinmek, yazılanları seçmek, kimisini çok önemsemek, kimine ''boş'' deyip geçmek.
Hepimiz suskunluğumuzun sesiyiz. O yüzden burdayız, sizde burdasınız.
Ve mutluyuz, aynı sizin gibi.
Şiirane sesinize hayran olduğum kadar şiirlerinizde harika.
Sevgi, saygı ve selamlar Newbahardan.
Yazmak..Sessiz çığlıklar..Fısıltıyla ,söyleyip söylememek arasındaki gel gitler belki de..Kelimelerdeki suskunluğunuzun takipçisiyim.sevgiler..
EBRULİ...
Teşekkürler... Onur duyarım...
Yorum Gönder