14 Şubat Geldi

12 Şubat 2010 Cuma




14 Şubat geldi, hoş geldi.

Şubat ayının dolunayı yani... Ya da koca bir yılın 45. günü. Belki de birilerinin doğum günü. Olur ya; bazı dostlarımızın belki de düğün, nişan, nikâh, tanışma yıldönümleri.

Baktım da şimdi, ne çok anlam yüklemişim… Saymışım sayabildiğim kadar, döküp sermişim orta yere.


Sakın beni güncelliğin gerisinde, haberlerden bihaber, zamanı yaşamayan, kelaynakların son temsilcilerinden de sanmayın ne olur.


Biliyorum, yarın önemli bir gün. "Sevgililer Günü" adı. O kadar işte… “Sevgililer Günü”. Değil "Sevenler Günü". Değil “Sevgi Günü”… Ya ne? “Sevgililer Günü”…


Şimdi bir sinema filmi adı olsa ve fragman gösterseler bir sinema salonunda, her bu ismi tekrarlayışta nasıl can alıcı bir müzik vereceklerini hayal ettim bir an… Tok sesli bir sunucu ve inişli çıkışlı bas, yüksek ses yoğunluğunda bir müzik…

"Sevgililer Günü! Bu sinemada, 14 Şubatta!"

Hani “Evlenenler Günü”? Hani “Nişanlılar Günü”? Ya da ilk tanışanlar günü?


Bu günler olmaz! Olursa ekonomi kıpırdamaz.


Anneler Günü, Babalar Günü devam eder. Ekonominin dinamik güçleridir çünkü. Herkes annesini babasını unutmaz, alır hediyelerini, canlandırır durgun ekonomileri. Heyecanı da cabası. Hadi bir de “Dedeler Günü”, “Nineler Günü” yapalım…


Olmaz! Yapamayız. Neden? Büyük ihtimal dede ve nine ölmüştür. Ölmese de torunların umurunda değildir. E yani, hediye alınmayacaksa, kazanç olmayacaksa neden bu günü icat etmek şimdi? Anneler Günü’ndeki, Babalar Günü’ndeki gibi kuyumcular, neon ışıklı yerler açık olabilir mi? Olsa da getirisi olur mu? Hele hele Sevgililer Günü gibi olabilir mi?


Maddesel dokunuşların prangalarına esir ise sevgi, “Sevda sıcağı”, ruh yerine tene odaklıysa, ısısı duyguları teğet geçip duyularda yaşatıyorsa arzuyu; huzurlarınızda 14 Şubat!

Eski sevdalar mı yanlıştı? Yıllarca hasret yangınlarıyla yanan yüreklerin, kavuşma özlemini sevgileriyle tutuşturmaları mı hata idi? Kavuşamayacaklarını bilip, yürek atışlarında sevda türkülerini dinleyenler mi rüyalardaydı?

Sanal denmeye başladı günümüzde bu tür sevdaya. Sevgi tanımlarının en başına "Sürekli ve mutlak dokunabilme" şartı yerleşti sanki. Telefondaki ses yetmez, ekranlardaki yazışma doyurmaz, düşüncelerde hissedebilmenin elektrikleri titretemez oldu. Haz olmadan sevgi, doyum olmadan sevgili olunmuyor artık… "Sevgililer günü" konmamış yeni bir ada sahip aslında... "Birliktelikler günü" olmalı bence...


Bu ruhla da kutlanıyor zaten! Sevgililik özdeş olmuş birlikteliğe.

Ne ala!

Dokunmak... Sarılmak doyasıya. Tenlerde hissetmek birbirini…

Sevginin yeni adı bu… Sevgilinin de adeta yeni tanımı bu!

Oysa eskilerde araç idi bu kavramlar sevdalarda; amaç değildi şimdiki gibi ve sevgileri yüreklerinde yakanlar “Sevgili” idi.

 Uzaklarda olmaya asla tahammül yok artık… Hatta uzaklarda olunca sevmeye hak bile yok!

14 Şubat geldi. Romantizmin ruhen başbaşalığı yerine, gökten yağan yıldızların donattığı otellerin, rengârenk gazinoların ses sınırını aşan gürültüsüne yeğlenecek yine sevdalar… Şarkıdaki o "Ben yağmurdan yaştan değil, aşkından sırılsıklamım" dizesindeki sırılsıklamlık, dans pistlerinde akıtılan terler sanılacak. Ya da üzerlerine sıkılan köpük! Sonra da sevgi adına nutuklar atılacak, o -sözüm ona- sevda gecelerinde… Ve sevda şarkıları sadece başlarda geçiştirilecek. Sonrasında bol viski, bol şampanya için en hareketli, beyni uçuran,  romantizmin o geceki cellâdı gürültülü müzikler…


Ama adı ne? Sevgililer Günü!

Hangi sevda gerçek, hangi sevda sanal? Dokunarak sanallaşanlar mı, dokunmadan doyanlar mı sevdalarına?

Ben bilmem! Ekonomistler bilir efendim!  


 

9 yorum:

Newbahar dedi ki...

Ayın kaçı olduğunun farkında bile değilim aslına bakarsanız. Şubat 14 müş veya 15...
Ne önemi var.
O gün, hani bir reklam vardı ya!
''alın, verin, ekonomiye can verin!''
aynen dediğiniz gibi..
Hatta sırf hediye almak için sevgili edinenler bile olabilir! değil mi?

selamlar

Recep Altun dedi ki...

Sevgililier gününe atfettiğiniz bu güzel anlatınızı büyük bir keyif alarak zevkle okudum üstadım. Kaleminize, yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.

Gerçekten güzel, samimi ve dürüst sevgililerin "Sevgililer Gününü" uhdenizde kutlarım.

Sağlıkla ilgili bizi sevindirecek bir haberiniz olacaktı acaba kaçırdım mı?

Allah'a emanet olun ve sağlıcakla kalın.

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Eskiden sevgililer günü mü vardı :)

tufan dedi ki...

Dört bir yanımızı ekranlarla sardılar,hayallerle masallarla yönetiyorlar bizleri,nasıl olmamızı istiyorlarsa öyle oluyoruz,onların istediği dizileri seyrediyoruz,onların çaldığı müziği dinlemek zorundayız,varmı itiraz hakkımız? elbette yok,onların istediği gibi giyiniyoruz,onların istediği gibi düşünmeye başladık.

Şimdi karıları,kocaları onlar birleştiriyor onlar ayırıyor,mahkemeden önce yargılıyor,ya aklıyor,yada hüküm kesiyor.

Yüreğimizde bile söz sahibi oldular sevgili Üstad onların tarifi gibi sevemiyorsak suçlanır olduk,aşk doktorları cirit atıyor ekranlarda.

Geçek olan biziz Üstadım,hayal ise onlar,gerçek sevgimizi onlara göre yaşamaya devam edersek korkarım yakında her birimize birer çip takmayı da başaracaklar.

Herkez kendi yüreğinde'ki hazzın keyfini dilediğince yaşasın,canı ne istiyorsa öyle davransın,bana kimse sevdiklerime hediye al diye kural koyamaz,içimden ne zaman gelirse anama da,babama'da sevdiklerimede alırım,işin özü bu olmalı.

Teşekkür ediyorum bu güzel yazınız için,anlayan anlar,alan alır payına düşeni,sağlık sıhhat ve huzur diliyorum.

Saygılar sevgiler.

Selma dedi ki...

o bir kerem Sevgililer değil "sefgililer günü" anladın mı dedeee :))))
Zamana ve düzene ayak uyduracaksın uydurmazsan seni fi tarihinden kalmiş fosil olarak adlandırırlar.Oralarda köşelerde oturupta ahkam kesmeyecen alacan bir dene Ayu kucağında da kırmızı pelüş kalp olacak vereceksin sokaktan geçen ilk kişiye "al seni ısıtsın" diyeceksin.
Aaa bak heman oldu sefgilin iste "kucağında kırmızı kalpli beyaz peluş ayu verdin"
Otobüs durağında bekliyordum benim istikamete yollanan dört tekeri durağın yanındaki satıcıda siyah poşetin içini doldurmuş ayularla kırmızı kırmızı kalpli birde bağırıyor kulağımın dibinde "sefgililer günü geldiiiii...alın sefgilinize hedayeee" diye...
Ya zaten beynim dolmuş olmuş amele birde bu satıcı üzerine nane oluyor ayuları ile birlikte "sayın satıcı volumünü az kısarmısın sefgilisi olan alır kör mü ki milletin gözüne soktuğun yetmiyormuş gibi bir de dibimde çiyaklıyorsun"
Herif ne dese beğenirsin bana dostum
"sana ayu alacak sefgilin yoksa ne kıskanıyorda ekmeğime mani oluyorsun"
Der demez benim tavan yapmış sinir katsayım ibreyi patlattı...
ulen ayu alacak "ayu" çok daaa insan yok insannnn.
Nitekim dostum zamanında geldi de beni eve ışınlayacak olan otobüs de kurtuldu ayu satıcısı "yarabbi şükür kurtardın beni" dediğini duydum arkamdan otobüse binerken.
tabiki durakta bekleyen yurdum yurttaşlarıda ne taraftan geldiğimi anlamaya çalışıyorlardı kimi içinden gülerek kimi de yanındakine fısıldayarak...
Tüketici bir toplum olarak her allahın gününü bir şekilde tüketmeye programlanmışız.Gerçek değerlerin anlamını bilmeden.Yakında bizleri de tüketecekler.

Saygılarımla...

gulnagme dedi ki...

Bugün hangimize ne kadar, ne ifade ediyor bilemiyorum ama kutlamak adettendir diyor ve tüm sevgiyi bilenlerin Sevgililer Gününü kutluyorum.
Selam ve saygılar

hasretsenfonileri, dedi ki...

nerelerdesin sevgili suskun adam?

Recep Altun dedi ki...

Esselamünaleyküm. Alemlerin Rabb'inden alemlere Rahmet olarak gönderilen Fahri Kainat Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Peygamberimizin dünyayı şereflendirdiği Mevlid (veladet) Kandilinizi kutlar, alemlere hayırlara vesile olmasını dilerim.

Allah'a emanet olun ve sağlıcakla kalın.

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Nerelerdesiniz ?

Yorum Gönder