Bir Sevda Hayalinden Çeşitlemeler 1

25 Aralık 2009 Cuma




Çok gençtim, delikanlılık çağlarım olan yıllardı. Lise zamanları... Okulun bazen önemli bazen önemsiz olduğu, benlik ispatlama savaşlarının doruklara tırmandığı yaşlar yani...

Hiç çalışmadığım bir günde, edebiyat hocam, kompozisyon dersinde her öğrenciye bir şiir okutuyordu. Şaşkındım ve ne okuyacağımı tespit de edememiştim. Numara sırasıyla okuttuğundan ve benim de numaram küçük olduğundan, çabucak da sıra bana geldi. “Oku evladım” dedi sevgili hocam…


Sessiz kaldım bir süre. Arka sıradan bir kız arkadaşımın bir kitapçık uzattığını fark ettim ve alıverdim. Rastgele açtım bir sayfa hocama hissettirmeden ve okumaya başladım. Büyülemişti beni şiir. O kadar güzeldi ki; o yaşlarda, bu şiiri okumadan çok önce, çocukluk aşkıma söylediğim sözleri anlatıyordu adeta.

Herkesi etkilemiş olacak ki sınıf sessizleşmişti. Hocamın sesi bozdu sessizliği… “Ben Victor Hugo’nun bu şiirinin başka bir şeklini biliyorum.” dedi ve ekledi: “Teneffüste kitaplıkta bulur getiririm.”


2 ders üst üste idi. Teneffüs bitti, elinde 5 tane kitapla geldi. “Doğru hatırlamışım.” dedi, “5 ayrı çeviren olmuş ve hepsinin çevirisi de değişik olmuş.”


Okudum hepsini de sınıfta. Bana, o ilk derste okuduğum kadar hiç biri aynı hazzı vermemişti.


“Sen, hergün köşe başında,


Paramparça urban, kirli ellerinle


Avuç açan adam!


Emin ol yok farkımız birbirimizden…


Sen, hergün dileneceksin;

İstediğin 5 kuruşçuğu biri vermezse


Bir diğerini bekleyeceksin.


Ama ben! Bir defa dilendim

Tüm ömrüm boyunca…


Öylesine boş, öylesine açık kaldı ki elim;


Yemin ettim, bir daha DİLENMEYECEĞİM”


O andan sonra uzun yıllar okudum bu şiiri. Öyle etkilemişti ki beni; sokakta, caddede, okulda, kantinde, radyoda, şiir gecelerinde, vapurda, her yerde okudum… Yerine göre; bazen içimden sessiz haykırırcasına, bazen sesli susarcasına…


Öyle okudum ki; aşkta dilenmeyi yasakladım kendime.


Çok az sevdim, çok az sevdiğimi söyledim. Sevdim mi tam sevdim; haykırdım sevdiğimi. Giden gitti, attım içime; ama dilenmedim.


Bildim ki sevdalar dilenerek değil, severek kazanılır. Bildim ki sevdalarda sevip de terk edilmek var ise dilenmek gurursuzluktur...

Ama savaşmalı bence... Sevgi için savaşılır iyiden iyiye... Değer sevdalara savaşmalar..


Bu savaşta silah vardır ve o silahın adı yürektir. Ondandır ki bu tür savaşlar mangal kadar yüreği olanlarca kazanılır ya da kaybedilir. Yelkenler hemen inip de “Tamam, bitti” denmez. Dilenilmez de…


Mangal kadar yüreğin yetmediği yerde gerçek sevdaların yapacağı şey bellidir hatta. Açarsın kocaman yüreğine bir zindan, hapsedersin kara hücreye katıksız hapis cezasıyla. Ölmesin istersin sevdan… Sevginle beslersin günbegün… Görüp de üzülmesin der, gözyaşlarını saklarsın, rahat ettirirsin onu hücresinde…


Bazen hayalinde bir şarkı korsun CD çalara… Söyleyeni sen sanır, hülyalara dalar, kendini dinlersin o muhteşem nağmelerde…


Bir bakarsın dönen CD’nin parlak yüzeyinde bir umut parıldar aynı anda…


“Bir gece ansızın gelebilirim…

Beni bekliyorsan, uyumamışsan


Sevinçten kapında ölebilirim”

der o ses. Gülümsersin… Bitiminde yeni bir şarkı başlar, gülümseyen dudakların hafif hafif büzülüverir, ciğerine işler adeta… “Menekşe gözlerde hiç vefa yokmuş / Yalanmış meğer…” dediği an kendinden geçer, bir sonraki şarkıya atlatırsın. Ama of ki ne of! Bu kez de:

“Ben seni unutmak için sevmedim.


Gülmen ayrılık demekmiş bilmedim…


Bekledim sabah akşam yollarını,


Ölmek istedim, bir türlü ölmedim.”

der Zeki Müren.  


Öfkeyle çıkarırsın CD’yi… Bakarsın bir süre… Parlayan yüzeyde kendini ararsın belki. Ya da sana görünen bir “Sen” oluşur. Fuzuli’nin beyti gelir aklına… “El çek tabip yaramdan…” sözleriyle tıkanır, devam edemezsin. Neden ben Nedim’in dediği sevdayı yaşayamıyorum der başlarsın mırıldanmaya:


“Bir sen ü bir ben ü bir mutrib-i pakize eda


Eğer iznin olursa bir de Âşık-ı Nedim-i Şeyda…”


Susarsın… Bakarsın CD’ye… Ama avuçlarında parçalanma seslerini duyar kulakların. Acısını bile hissetmez tenin o anda... Ayıkırsın hayallerinden… Silahın olan sevdanı ararsın yeniden. Aklına gelir yüreğindeki zindanda olduğu. Sularsın ölmemesi için sevginle… Kısır döngü devam eder, gider…


Savaş silahla kazanılır ve bu savaşta silahın adı, sevdandır.


“Zamanımızda var mı bu sevdalar?” diyen bir ses duyarsın. Dönüp bakmazsın bile. Var olup olmadığını sana bakıp anlamıyorsa eğer “Bırak!” dersin içinden… “Değme sarhoşa yıkılana kadar…”


O, seni “Ayyaş” sansa da..

O sevdayı günlük bir mizansen bilip oyun sansa da…


Geçmişteki bir filmin müziği ile sadece dans etse de…


Eder mi?

“Bana kollarını uzatsan biraz


Sana kul olurum… Seven ne yapmaz?


Gel öldür bu ömür böyle tükensin


Sana bin can feda… Seven ne yapmaz?”


Bir sevgi çeşitlemesi idi… “Ya da öyle olursa böyle olur” dillenmesi…

Sürecek...







19 yorum:

çoban yıldızı dedi ki...

Seven ne yapmaz ? Herşeyi yapar.Yeter ki karşındaki insafını yitirmesin.Aşkta ,sevdada da gurur olur mu? Bence olmaz.
Harika bir yazı.Hiç bitsin istemedim.
Sevgilerle..

bilge dedi ki...

ne güzel de anlatmışssın sevdayı ellerine dillerine sağlık...

suskunbiradam dedi ki...

Çoban yıldızı...

Şimdi düşündüm de; şarkı, "Seven ne yapmaz?" değil de "Seven ne yapar?" deseydi neler olurdu? Bu yorum sayfaları yeter miydi? insanlar neler derlerdi?

Bunlar geldi aklı aklıma...

İnsafı olmayan bir sevdada, zaten insafsız olan taraf sevgi adına bitmiş taraftır. Sözünün de davranışının da toplumda etkisi olamaz.

Gurur... Ve aşk... Kolkolalık... Düşünemiyorum bile... :)

Hiç bitsin istemeyişiniz bana güven verdi, mutluluk verdi.

Ve bir itiraf size... :))) Ben de yazarken bitsin istememiştim... :)

Sevgiler..

suskunbiradam dedi ki...

bilge...

Teşekkürler arkadaşım. :))

Selamlar ve saygılar...

Yine Yeni Yeniden dedi ki...

Günaydın Devgili Arkadaşım;

Sevgide gurur yoktur lafının kim söylediyse hep bende bunun arkasında durmuşumdur. Emek veriyorsunuz, herşeyinizi ortaya koyuyorsunuz ve sonra gitmelere kılıflar uydurulmaya başlanıyorsa sevginizi bir kere daha görmesi için gitme demek, lütfen demek, yalvarırım demek ve bir bir iyi yada kötü paylaşımları ortaya dökerek hataları bulup ortaya çıkartmayı istemek dilenmek oluyorsa evet ben yeri geldiğinde sevgimi dileniyorum. Haa buna rağmen giden genede gidiyorsa diyecek bişeyim yok.

Günümüzde bunlara değecek sevdaların olup olmadığı tartışılır bi durum. Yalvarsanızda, Onun için ölmeyi bile göze alsanızda boş. Bu söylemler insanların gözünde sanki hatalar size aitmişte o sebep durdurmaya çalıştığınız için yapılınıyor sanılıyor.Bilmiyorlarki sadece SEVGİDEN.

Kısaca hayatta şunu anladım; bi ilişkide bitti diyen bi taraf varsa ister yalvarın, ister sevgi dilenciliği yapın asla geri döndürülemiyormuş!

Sevgiler...

sihirliyazilar dedi ki...

Çok hoş bir ifade tarzınız var, suskunbiradam. Bunun eleştirilecek bir yanı yok zaten... Konuya gelince; "aşkta dilenmek gurursuzluktur" deyişinize sonuna kadar katılıyorum. Hemfikiriz yani. Şahsen ne dilenirim ne de karşımda dilenen kişiye saygı duyarım. Böyle bir kişi, gözümde iyice küçülür. İnsan ancak karşısında dik durabilen, onurlu, gururlu, güçlü bir adama sevgi ve saygı duyabilir diye düşünüyorum. "Güç", bir erkekte aranılan en önemli özelliktir zaten. Zayıf kişilikli bir adam hiçkimseye çekici gelmez.
Öte yandan, zamane gençlerinin pek aşkla, sevdayla işleri olmadığını da düşünüyorum. Her bayanın peşinden gidiyorlar. Biri olmazsa öbürü olsun; biri biterse diğeri başlasın vs. Maşallah hepsini de aynı şiddetle seviyorlar. Birinin diğerinden farkı yok onların gözünde. Bunları gördüğüm için aşka inancım hiç kalmadı diyebilirim. Hatırlar mısınız, Duygu Asena'nın bir kitabı vardı: "Aslında aşk da yok" adında. Tam da böyle düşünüyorum işte. Özellikle büyük şehirlerde işler bu hale geldi. Umarım diğer yerlerde aşk bu kadar yozlaşmamıştır henüz.:) Sevgilerimle...

mavisihir dedi ki...

Çok güzeldi, zevkle okudum.Aşk onurludur, aşk yeri geldiğinde zindana kapanmayı bilmek, yeri geldiğinde de çağlamak demektir.

Yüreğinize sağlık...

hasretsenfonileri, dedi ki...

BAZEN SADECE BİR " GİTME!" DİYEBİLMEK,
DİLENMEK MİDİR, YOKSA BÜTÜN BİR ÖMRÜN HEBA OLUP GİTMESİNİ ENGELLEYEBİLMEK Mİ?
BUNU GURURSUZLUK KABUL EDİP SUSMAK, İNSANIN KENDİSİNE VEREBİLECEĞİ EN BÜYÜK CEZA OLABİLİYOR SONRA SEVGİLİ SUSKUNADAM..
YİNE ALTÜST ETTİN BENİ!

gökçe7 dedi ki...

Lise yıllarıma gittim yazınızla."Dilenci" şiiri ve Cahit Külebi'nin "Hikaye" şiiri okumaktan da dinlemekten de bıkmazdık.Selam ve sevgiler.

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Sevmek cesarettir. "herkesin sevmekten ödünün koptuğu bir dünyada, sevebilen ve üzülebilen biri olabilmekten gurur duymaktır." aragon gibi sualsiz bağlanıp, sevmekten utanmamaktır.

"sevmiş olmaktandır övüncüm
başka değil"

suskunbiradam dedi ki...

Yine Yeni Yeniden...

Sevgide gurur olmaz... Evet! Amaaaa;

Sevgi adına sevgisizlik sergileniyorsa, sevgi adına aldatılış var ise, sevgi adına sevgiyi katlediş varsa gurur ne ki? Bir sevgide bir taraf gitmeye karar vermişse zaten sevgisi bitmiştir. Yalvarmak da, ayağa kapanmak da sadece gururu zedeler; çünkü bitmese sevgisi zaten mümkün mü gitmesi.

Kadın da, erkek de vakarlı olmalı, dik durmalı sevdalarda. Geçici kalmalar yaratır yalvarış ve yakarışlar. Sonuçta yine gidecektir. Sevgisi bitmeyen sevgisini bırakıp gider mi hiç?

Ki son paragrafta da diyorsun ya... "Döndürülemiyormuş"

Evet... Döndürülemez... bitmiştir yürekte çünkü. O nedenle ezdirmemek gerekir kendini...

Sevgilerimle...

suskunbiradam dedi ki...

Sihirliyazılar...

İfade tarzımdaki övgünüz için teşekkür ederim öncelikle. Çok iyisiniz...

"Güç" ve dik durma kavramına gelince; bu ifadenizde kas gücünü kastetmediğiniz zaten belli. Ruh ve duygu gücü ise sadece erkekte değil, kadında da olmalı. Güçlü bir erkek de, kim ne derse desin, güçlü bir kadın ister ve sever.

Bir kadın ya da erkek, sevdiğinde güç istemiyorsa, sadece kendi güçlü olsun istiyorsa zaten çekindiği birşeyleri vardır özünde. Ya kendini, ya gücünü etkisiz hissetmektedir. İşte bu nedenle tüm zeki ve güçlü kadınlar güçlü erkek istedikleri gibi, tüm güçlü ve zeki erkekler de, güçlü kadın isterler.

Duygu Asena kitabında "Aslında Aşk da Yok" başlığı ile aşkın aslında yok olduğunu söylemiş ve ben de katılıyorum o kitaba da, bu söze de... Ama "Sevgi yok" dememiş.

Aşkı, yani sadece hırsa bağlı bir elde edişin, sonra da terk edişin sevgiye benzer duygularını yok sayalım ve "Sevgi" denen tepe noktasına göz dikelim biz insanlar...

Sevgilerimle...

suskunbiradam dedi ki...

mavisihir...

Güzel duygu ve sözlerinize çok teşekkürler...

Dünyaya bir defa gelme şansı olan insanoğluna sevgi ve aşk duyguları mutlu olsun diye verilmiş yaradanca. Bu nedenle zindana kapanmak gerekse de kapanmayalım da, hep çağlasın insan yüreği...

Sevgi ve selamlarımla...

suskunbiradam dedi ki...

hasretsenfonileri...

O "Gitme" lafını gitmeyeceğini bilsem trilyonlarca kez tekrarlarım. Ancak bu yaşıma kadar gördüm ki; "Gitme" demek, minicik bir süre daha kalmasını sağlıyor en fazla. Çünkü sevgisi bitmemiş olsa bırak gitmeyi, bir saniye bile ayrılabilir mi hiç? Biten bir sevgi ancak gitmeyi sağlar. Bitmiş sevgiyi ise, ne "Gitme" sözcüğü, ne de yalvarmak asla geri getiremez. Olsa olsa bir "Aşk oyunu" haline dönüşür. Beyin başka yerde, beden başka yerde...

Değer mi? :)

Sevgi ve saygılarımla...

suskunbiradam dedi ki...

gökçe7...

O halde aynı jenerasyondanız... Büyük ihtimal...

Sevgiler...

suskunbiradam dedi ki...

Dalgaları aşmak...

Tekrar hoşgeldiniz sayfama...

"Sevmekten kim utanır?" şarkısı geldi aklıma. çok güzel bir şarkı idi.

"Sevmekten korkmak" kavramına gelince; yine bir atasözü var ya, "Ecel gelmişse cihane, baş ağrısı bahane!"... Sevgiden korksakta, o duygu ısmarlama olmadığından, yüreğe düşmüşse artık çare yoktur.

Ve sevmek başlıbaşına bir gururdur... Övünçtür.

Katılıyorum size...

Sevgi ve selamlarımla...

Hamiyet dedi ki...

Bir sevgi kolay kolay bitmez şayet bitmişse de tekrar geri gelmez.

Yüreğine sağlık suskunadam...

Yaklaşan yeni yılını en içten dileklerimle kutluyorum.
Huzur, mutluluk ve sağlıklı nice seneler diliyorum.
Sevgiler...

suskunbiradam dedi ki...

Sevgi bence de bitmez... Ben de yeni yılını kutluyorum...

Sevgiler...

tufan dedi ki...

Bu savaş bitmiyor değilmi sevgili üstad,onca yaraya bereye,onca darbeye rağmen yine yüreğimizi yamalayıp içinde sevgi olan her yola koyuluyor insan.

Saygılar sevgiler.

Yorum Gönder