YALNIZDI GECELER

4 Ocak 2010 Pazartesi



Yalnızdı geceler…




Göz kırpan yıldızlı karanlıklar,

Balkonlu yalnızlığı solumalar,

Cam rengi beyazlıklarda aranan teselliler,

Su katılmış sevdalar,

Sessizliğin köpüren kara dalgaları vardı…




Karaydı köpükler, kapkara,

Kömür rengi…

Göz kırpmalar rakkase havası veriyordu,

Oynaşan kararmış köpüklere.

Deniz yoktu, orman yoktu, kır yoktu, su yoktu…

Kara kara oynaşan köpükler,

Balkonlu yalnızlıklar,

Sessizliğin canhıraş çığlıkları,

Yudumlanan cam rengi beyazlıklar vardı…




Geldi; ellerindeki titrek ışıklı mumlarla.

Dans etmekteydi, kıvrıla kıvrıla, döne döne…

Davulun tokmaklı gümlemeleri,

Zurnanın sihirli nağmeleri vardı.

Eze eze yırtıyordu karanlığı.




Devam etmekteydi dansı,

Dönüyordu cicili giysileriyle.

Etekleri uçuşmaktaydı dönerken.

Raksın tüm iç gıcıklayan hünerleri sergideydi.

Bir türkü sesi geliyordu yakınlardan.

Raks etmekteydi önde,

Türkünün baskın nağmeleriyse çok geride…




Vuruyordu davul, üflemekteydi zurna,

Dönmekteydi usul usul sevda…




Ötelemekteydi ağaran kızılımsı mavilik

Kapkara göz kırpan köpükleriyle, ürkütücü karanlığı.

Parlamaktaydı ufuktan koca bir güneş…

Gitmekteydi davul zurna, görevini yapmanın huzuruyla.

Balkon ışıl ışıldı artık…

Cam rengi beyazlıklarda hüznün terk oynaşması vardı.




İnce saz ekibi almıştı yerini yavaş yavaş.

En kıvrak nağmeleri çalıyordu coşkuyla.

Sevda rakstaydı,

Mutluluk taşmakta,

Uzaktan bir ses de “Dans et” demekteydi sanki sevdaya…




Çok sürmedi günün ışıltıları,

Gök gürlemeleri duyuldu,

İnce sazın büyülü nağmelerinde.




Raks devam ediyordu…

Etekler uçuşuyor,

İç gıcıklıyordu dekolte kıvrımları.

Şimşek ışıltıları, gök gürlemeleri…

İnce sazın büyülü nağmeleri.




“Boş yere ağlama,

Gönlünü bağlama,

Ankara kızlarına…”




Kıpır kıpırdı rakkase sevda…




Şiddetlendi gök gürlemeleri,

Düştü yıldırımlar.

Akşamın kızıllığı bile belli olmadan

Çöktü kara bulutların kâbusu…




Rakkase oynamakta,

İnce saz çalmakta,

Nağmelerin coşkusu duyulmaktaydı yine de…




İki gündüzün arası geceydi eskilerde,

İki gecenin arası gündüz olmuştu yenilerde.




Şimşekler çakmış, yıldırımlar düşmüş,

Kara bulutlar doluşmuş,

İnce saz susmuştu.

O güzel, kıvrak müziğin sözleri dudaklardaydı sadece.




Balkon yerinde,

Cam rengi beyazlık elindeydi.

Kokusunu çekiyor, sarhoşu oluyordu sevdanın.

Aşk yudumlarının ayyaşıydı…




Kulaklarındaydı rakkase sevdanın çılgın nağmeleri…

Yanıbaşında sanıyordu hala…

Kaldırdı başını, aradı ince sazı.

Kabarttı kulağını, duymadı kıvrak nağmeleri.

Uçuşan etekleri, iç gıcıklatan dekolteleriyle

Rakkase sevda bile yoktu…




Habersiz mi gitmişti ki?

“Olamaz” dedi iç sesi…




Dörtnala bir ses duydu uzaktan…

Bir beyaz atlı adam,

Terkisinde rakkase sevdam…




Sadece baktı…

Bakakaldı…

Sustu, suskunlaştı…




Yalnızdı geceler…




Göz kırpan yıldızlı karanlıklar,

Balkonlu yalnızlığı solumalar,

Cam rengi beyazlıklarda aranan teselliler,

Su katılmış sevdalar,

Sessizliğin köpüren kara dalgaları vardı…




Ve bittiği bilinmeyen bir sevdanın,

Terk edilme öyküsü vardı dillerde.




Ve bunun canhıraş suskunluklarıysa

Yüreğin çok derinlerinde…



Sadece baktı…

Bakakaldı…

Sustu, suskunlaştı…

Şiir ve Seslendirme: Suskunbiradam (Turgay)
Montaj / Mix : Canan Ekinci (Siirlikiz)



23 yorum:

jadore dedi ki...

Bazen yalnızlığı sever insan gecelerde...
Bazen de yalnızlaşır gecelerle.

Sevdalar karaya çalar gecenin renginde, umutlar karışır cam rengi beyazlıklara...
Ve yudumlanır bir titrek mumun ışığında gölgelerle..

Bir müzik çınlar kulakta, bir anı canlanır o anda...
Raks eder beyninin tüm kıvrımlarında...

çağırır bir ses, uzanır tutar elini uzaklardan...
Ve bir anda müzik susar, rakkase kaybolur...

Buz rengi beyazlık bile yetmez gecenin karasını yok etmeye..
Yalnızlık eser, suskunluk çöker yeniden geceye...

Felsefenin tadı var mıdır bilmem ama :) sen şiirlerinle var dedirtiyorsun...

Sevgiler...

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Bu güzel şiirle birlikte bir öyküde okudum sanki, gözümde canlandı.

" notaları kurşunlanmış bir şarkıdır yalnızlık"

Sevgiyle kalın...

suskunbiradam dedi ki...

Jadore...

Senden ricam var... Şu bana yazdığın yorumdaki dizeleri az düzenle; ama çok az... Ve yayınla. Bence harika bir Jadore şiiri olmuş..

Felsefeyi ders olarak hiç sevmedim; ama felsefenin felsefesini seviyorum :)

Şiirlerdeki felsefeye gelince... Hani hoca ne demiş?

"Yakışıyor haspaya..." :)))

Sevgilerimle...

suskunbiradam dedi ki...

Dalgaları Aşmak...

Öykümsü bir şiirdi. Yazdıklarım içinde en beğendiklerimdendir.

Gerçi ben şiirde hiç iddialı olmadım. Öylesine karalarım bazı bazı...

Sizi her zaman sayfamda görmekle mutluluk duyarım...

Sevgiyle kalın...

jadore dedi ki...

Sevgili suskunadam, aslında şiirinin üstüne şiir yazmak değildi niyetim. Ama şiir gibi görmene sevindim. Okuyunca içimden geçenleri yazmıştım sadece...

Sevgiler...

Hamiyet dedi ki...

Şiirin dili, yüreğin kalp atışlarıyla anlaşılır. Suskunadam'ım yürek sesleri ve sitemleri de şiir ile can buluyor.
Suskunadam'ın inceden sitemleriyle süslenmiş bu aşk şiirini yeniden okumak bana zevk verdi.
Sevgi ve muhabbetle kal...

suskunbiradam dedi ki...

Jadore...

İşte ben de sadece içinden geçenler olarak kalmasın diyorum ya... Dizelerinde hayat bulsun...

Sevgiler...

suskunbiradam dedi ki...

Hamiyet...

Evet... Unutmamışsın Hamiyet...

Zaten her şiir biraz da sitem, hüzün, neşe, hiciv, felsefe değil midir ki?

Bu şiiri bana çok sevdiren Canan Ekinci oldu. Yani Şiirlikız... Bir gece saat 24:00 te başladı bu şiri montaja ve her tür sesi katmak uğruna sabah 07:00 de bitirmişti. Ben dayanamamış uyumuştum :))

Bu vesileyle Canan'a da selam olsun; kalbinin temizliğine ve insan yönüne, dostluğuna...

Sevgiler...

Ecehan dedi ki...

Bu bir yaşam hikâyesi. Bütünüyle hem de eksiksiz. Bu kadar ayrıntı ve içine gizlenmiş manâlarla aklım uçtu ve dakikalardır tekrar tekrar dinliyorum.
Yüreğiniz hep böyle sussun inşallah; ve sus ki duyayım!

tufan dedi ki...

İki gündüzün arası geceydi eskilerde,
İki gecenin arası gündüz olmuştu yenilerde.

Aşklar ve kuşaklar,galiba işin sırrı bunu çözmede sevgili üstad.

Çok güzel bir çalışma olmuş,yüreğinize ve emeklerinize sağlık,keyifle dinledim cam rengi beyazın eşliğinde.

Saygılar sevgiler.

bilge dedi ki...

çok güzel .siirle yaşamak şiirlerle öyküler yazmak şiirin sonsuzluğunda kaybolmak emeğinize sağlık..

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Ne kadar çok terk edilme öyküsü var aşklarda..
Ne çok ayrılık yaşanan aşklar var hayatlarda..

EBRULİ dedi ki...

Duygular birbiriyle iç içe yansımış satırlarınıza..Çok güzel..Yüreğinzie sağlık.

hikayelerdirgeriyekalan dedi ki...

merhaba,
sesinizle,yorumunuzla yine harikaydı paylaşımınız...sesinizle yüreğinizle var olun emi:)teşekkür ederim...sevgilerle saygılar

suskunbiradam dedi ki...

Tufan...

Evet.. :) Cam rengi beyazlıkla iyi dinlenir zaten bu şiir... Yazarken bende de vardı :)

Selamlar ve saygılar...

suskunbiradam dedi ki...

Ecehan...

Eğer sen hep gelip dinleyecek ve duyacaksan; söz ben de hep susacağım :)

Selamlar...

suskunbiradam dedi ki...

Bilge...

beğenmeniz ne güzel... Teşekkürler...

Sevgi ve selamlarımla...

suskunbiradam dedi ki...

Onuncu Köyün Adamı...

Hoşgeldiniz sayfama öncelikle :)

Evet aşklarda ayrılıklar var genelde. Bunun da nedeni sevgi tabanlı olmayışı. Aşkla bağlılık aşkta ayrılığı getiriyor. Aşk bir tutku olduğuna göre, iki taraftan biri kendini Fatih sanıp fetih peşine düşüyor. Fethedince de bitiyor herşey...

İşte ayrılık... :)

Selamlar...

suskunbiradam dedi ki...

EBRULİ...

Şiire beğeniniz dolayısıyla teşekkürler...

Selamlar...

suskunbiradam dedi ki...

hikayelerdirgeriyekalan........

Dualarınız kabul olur inşallah :))) Teşekkürler beğeniniz için...

Sevgiler ve saygılar...

Sedencik dedi ki...

şiirdede yazıdada ...
okuyanın zihninde canlandırabileceği detayları seviyorum...
elbet herkes okuyunca kendi öyküsünü kurgulayacak ...
ama sonuçta kurgulayacak :)
çok çok güzeldi...
yüreğinize sağlık...
sağlıcakla...

suskunbiradam dedi ki...

Yazılarda ben de detayları seviyorum... Hatta şiirlerde de...

Teşekkürler :)

Selamlar...

Temmuz Güneşi dedi ki...

Bana bunu yapmayacaktın
Öyle sırtımdan vurmayacaktın beni
Gelişin gibi onurlu olmalıydı gidişin
Ve öylesine gururlu bitişin.
Gel gör ki kötü oynadın bu oyunu
Erken düştü masken yüzünden
Demek sen içimde büyüttüğüm bir dev değil
Bir hiçtin
Görüyorsun işte
Gittin
Ve de bittin…

Bana bunu yapmayacaktın
Böyle bir hançerle yıkmayacaktın beni
Bir ihanetin adresi olmamalıydı ayak izlerin
Yoksa ben mi yanlış tanıdım seni?
Yoksa hep böyle kirli miydi senin denizlerin?
İşte ellerimde
Suç ortağın bir sinema bileti
Bir pastane köşesi
Bir tiyatro gişesi.
Bu kadar ucuza gitmeyecektin
Sigara dumanlarında harcamayacaktın bu aşkı
Ve aşk cellatlarına meze yapmayacaktın beni
Şimdi boş bir mezar bulsam
Seni böylesine sevdiği için
Oraya bırakırdım kalbimi…

Bana bunu yapmayacaktın
Böyle küstürmeyecektin şiirlerimi
Kan kırmızısı yağmurlar
Yağdırmayacaktın gecelerime
Kanatlarını kırmayacaktın umutlarımın
Beni böyle çıldırtmayacaktın!

Artık
Adın ihaneti çağrıştırıyor bana
Ve tadın bir yılanın en öldürücü zehrini
Söyle
Şimdi hangi yüreğe saplıyorsun
O acımasız hançerini? ..
Bil ki
Bundan böyle
Yasaklanmış kitaplarım gibisin bana
Yaklaşmam yasak
Dokunmam yasak
Ve ömrümce
Sarılmam yasak sana!..
selamlar turgay beytemmuz Gunesi

Yorum Gönder